Zıtların Bir’liği

Genel kabul görmekte olan fikre TEZ denilir. ANTİ-TEZ genel kabul gören fikre karşı çıkan, onu olumsuzlayan (negation) fikirdir. Hem tez, hem de anti-tez bu noktada bilindiği ve çarpıştırıldığı için ortaya çıkan yeni fikir bunları bağdaştıran daha sağlıklı, daha bilinçli bir fikirdir: bu üst yeni fikire SENTEZ denilir. Böylece sürekli gelişme sağlanır ve bilinç giderek daha üst düzeylerde oluşur. Dialektik, işte bu şekilde giderek daha üst düzeyde oluşan tezler, anti-tez ve sentezlerin oluşturduğu karşıtları mücadelesi ve birlikteliğini inceleyen ve oluşan bu gelişmenin yasalarını ortaya çıkaran bir düşünce bilimidir.

Diyalektiği tez, antitez ve sentez üçlüsüne dayandırarak açıklayan Hegel’e göre, gerçekleri oluşturan kavramların her biri karşıtını kendi içinde taşır.

Düşünce, bir kavramdan (tez) onun içindeki karşıtına (antitez) bundan da yeniden karşıtına (yani ilk kavrama) dönmekle, diyalektik hareket içinde, iki kavramın birliğini oluşturan üçüncü kavrama (sentez) ulaşır.

Bu süreç, düşüncenin kendisini kavramasını sağlayan bilinç içeriğini artırır. Hegel’e göre diyalektik, varlığı belirleyen düşüncenin kendi süreci olduğu gibi dünya tarihinin de oluşum ilkesidir.

Karşıtların birliği 

MÖ. 535-475 yılları arasında yaşayan Efesli Herakleitos diyalektiğin babası sayılır. Ona göre; Karşıtların savaşı, varoluşun zorunlu ve tek şartıdır. Eğer karşıtlıklar arasındaki savaş olmasaydı hiçbir şey olmazdı. Kozmos karşıtlıkların savaşının meydana getirdiği bir uyum ‘harmonia’dır:

“Karşıt olan şeyler bir araya gelir ve uzlaşmaz olanlardan en güzel uyum doğar. Her şey çatışma sonucunda meydana gelir.”

Varlıkların meydana gelişi ancak birbirlerine zıt olan ve bundan ötürü birbirlerini devam ettiren zıtların çatışmasına bağlıdır. Herakleitos savaşın her şeyin babası ve kralı olduğunu; kimini tanrı, kimini insan olarak ortaya çıkardığını; kimini köle, kimini özgür kıldığını söyler.

Herakleitos, tanrılarda, insanlarda yok olsun o kavga diyen ozanı kınıyor. Çünkü pes ve tiz sesler olmazsa uyum olmaz, birbirine karşıt erkek ve dişi olmazsa canlı varlıklar olmaz.

Evren zıt unsurlardan meydana gelmiştir. Bu zıtlıklar arkasında ise ‘bir olan‘ hep durmakta olup tanrı adıyla anılır. Bu ayrılıklı birliği filozof çeşitli simgelerde ve şekillerde görüyor. İnen ve çıkan yolun aynı olduğunu, iyi ile kötünün aynı olduğunu, çemberin çevresinde başlangıç ve sonun ortak olduğunu, yazının yolunun düz ve eğri olduğunu, soğuğun ısınıp, sıcağın soğuduğunu; nemlinin kuruyup kurunun nemlendiğini söylüyor. Bütün bu zıtlıklar, ikililiklerine rağmen aynı şey olup BİR‘in ayrı ayrı yanlarıdır.

Logos

b6791245dc2771f8e20c1b98d0db0188_large3 (1)Logos eski Yunanca’daki legein sözcüğünden türetilmiş olup, Herakleitos‘tan (Heraklit, İ.Ö. 550-480) beri felsefede, gnostisizmde, ezoterizmde ve teozofide farklı anlamlarda kullanılmış bir terimdir. Farklı dönem ve çevrelerde farklı anlamlarda kullanılmış bir sözcüktür. Bu farklı anlamlarından bazıları söz, sözün anlamı, kavram, akıl ile kavrama (duygusal kavrama anlamındaki pathos sözcüğünün karşıtı olarak), akıl, bir şeyi anlaşılır kılan mantıksal temel, mantıksal olanın birliği, bilim ilkesi, insan ruhunun şuuruyla ilgili öz-bilgi ya da cevherî bilgi, düşünce, mânâ, varlık nedeni, ilk neden, gerekçe, kainatın yasaları, doğa yasaları, ilâhî ve evrensel düzen ve yasaları, İlâhî İrade, Tanrısal Fikir (Müteal Fikir), evrensel zorunluluktur.

Sözcüğü Grekçe’de felsefi bir kavramı belirtmek üzere ilk kez kullanan Efes’li filozof Herakleitos, terimi, her şeyi yöneten değişmez yasa (logos) ya da yasalar (logoi), evreni düzenli bir bütün olarak kuran ve hareket ettiren, evrenin düzenini sağlayan evrensel yasalar, evrenin temeli olan evrensel zorunluluk olarak ifade eder.

Herakleitos’un verdiği anlam Anaksagoras’ın baş kavramı olan “nous” dan farklıdır. Nous bir düzenleyici olarak evrenden önce de vardır ve evrene dışardan gelir, logos ise evrenle birliktedir ve evrensel oluşun içindedir.

Reklamlar