Mevcudat; sonsuz potansiyelin tezahürüdür!

Eğer Tanrı’nın gerçek anlamda her yerde olduğu soyleniyorsa, Tanrı’nın gerçek anlamda her türlü mekândan tamamen bağımsız olduğu söyleniyorsa gerçek tevhid monoteizm değil panenteizmdir, yaratılış fikri de çeliskilidir. Tanrı “tek” değil “tüm”dür.

Literal anlamda “yaratılış” fikri çeliskilidir çünkü Tanrı’nın mekânı yoktur başka bir deyişle Tanrı zaten her şeydir, ve her yerdedir. Tanrı gerçekten de her şey ise ve “her yerde” ise kendisinin olmadığı bir yer de yok demektir. Kendisinin olmadığı bir yer yoksa nereye kendisinden bir şekilde ayrı bir şeyler yaratacaktır? Tanrı eğer her şey değilse, bir şey ise o zaman nasıl ona gerçek anlamda “her türlü mekândan bağımsızdır” denebilir? “her şey” olan bir varlığın kendisinden ayrı olarak “bir şey” yaratabilmesi mümkün değildir çünkü kendisi zaten her şeydir eğer kendisinin bir şey yaratması söz konusuysa bunun için bir anlamda mekâna bağlı olması gerekir. Dolayısıyla “yaratılış” falan yoktur ya da “yaratılış” kelimesiyle anlatılan şey, evrenin Tanrı’nın bir tezahürü olmasıdır. Dolayısıyla evren Tanrı’nın bir tezahürü ise etrafımızda neyi görsek neyi hissetsek Tanrı oradadır, çünkü “bütün evren Tanrı’nın içinde örülegelmiştir.”

Yani 5 duyumuzla görüp algıladığımız hiçbir şey Tanrı’dan yoksun değildir, yoksun olsaydı “kısır bir kadının oğlu gibi bir hiçlik olurdu o.” Tanrı her bir atomun içindeki hareketi/devinimi sağlayan enerji dolayısıyla her şeydeki sonsuz enerji olduğuna göre, aynı zamanda maddedir de çünkü “enerji” ve “madde” kavramları da özde yani nihai noktada, bambaşka şeyler değildir, madde enerjinin bir başka halidir ya da yoğunlaşmış halidir de denebilir. Tanrı görünen ve görünmeyen her şeydir, hem ışıktır hem de karanlık, fizik yasalarıdır, doğa yasalarıdır. Bakış açısına ve idrak seviysine göre hem nihai gerçek hem de yanılsamadır.

Tanrı gerçekten de her yerdeyse yani her şey ise bu bizleri de kapsamaktadır, okyanustan alınmış bir su damlası nasıl özde “okyanus” ise biz de öyle Tanrı’yız denilebilir. Her şeyin Tanrı’nın parçası olması, bunların toplanıp Voltranı oluşturur gibi Tanrı’yı oluşturacağı anlamına da gelmez, toplanıp Voltranı oluşturamayız tabi parçalar toplanıp sonsuzu oluşturamaz biz de sadece o sonsuzun tezahürleriyiz zaten amacımız sonsuzun içinde erimek tıpkı başlangıçta olduğumuz gibi.

Bardak ters çevrilerek oraya hapsolmuş bir hava nasıl ki her yerdeki havaysa özde ondan ayrı değilse, biz de öyle Tanrı’dan ayrı varlık değiliz denilebilir.

Strict Monoteizm’de Tanrı’nın sayısal anlamda basitçe “1” olması da mekânlar üstü Tanrı fikriyle çok uyumlu değildir, Tanrı’nın sayısal anlamda 1 olması imkânsızdır çünkü mekâna bağlı değildir, sayısal olarak birlik veya çokluk mekâna bağlı olgular için mevcuttur. Mekân/uzay düzleminde düşünürseniz sayısal olarak 1-2-3 bir şeyler için bir şeyler ifade edebilir mekâna bağlı olmayan şeyler için ise saçmadır.

“Tanrı bir midir” ifadesi “Boşluk bir midir” ya da dünya için “hava bir midir” şeklinde sormaya benzer. Tanrı sayısal olarak 1 değildir ama “tüm”dür.

Tek Tanrılı dinler hem “Tanrı her yerdedir” der hem de yarattıklarının kendisinden ayrı olduğunu söyler bu da “Tanrı gerçek anlamda her yerde değildir” manasına gelir, monoteizm çelişkilidir.

Ozan Firat

Reklamlar