Biz kudret Okunda gizli Yaydanuz

Afrika kıtasının balta girmemiş ormanları içinde, uygar dünya ile ilk kez tanışan bir kabile bulundu yıllar önce, Dogonlar. Diğer tüm yerli kabileler gibi, inanılmaz bir ilkel topluluktu Dogon Kabilesi. Yarı çıplak yaşayan, avlanan, tarımla beslenen ve kendi yaşadıkları yerden başka hiçbir yeri bilmeyen bir ilkel topluluk; ama Sirius Yıldızı hariç!!!?!

Bu ilkel Afrika kabilesi ile iletişim olanaklarını geliştirdikçe ve taş devrini yaşayan bu insanlarla ortak dili oluşturmayı başardıkça, uygar batı toplumunun şaşkınlığı her geçen gün biraz daha artıyordu. Çünkü Dogonlar, o güne kadar Batı toplumunun da haberdar olmadığı ve henüz keşfedemediği bir yıldız ile ilgili (Sirius B) inanılması zor ve ayrıntılı bilgi vermekte idi. Dogonlar bu yıldızdan dünyaya gelen varlıkların Dünyaya 22(!!!) gemi ile geldiklerini, Dünyadaki yaşamı onların başlattığını ve bunu yaparken de sadece 1 çift insan değil (Adem-Havva) 4 çift prototip insan bıraktıklarını söylemekteydiler!!!?

Siriustan gelen Tanrılar “Nommo”lar idi. “Nommolar”, Sirius B’nin müthiş ağır, görülmesi mümkün olmayan, çok küçük ama aynı zamanda inanılmaz güçlü bir yıldız olduğunu söylemişlerdi Dogonlar’a. Onlara göre modern bilimin ancak yeni keşfedebildiği gibi, Sirius A ve B’nin yörüngesel hareketi aynen insanın DNA’larının temel hareketini andırmaktadır!!!? Sirius (Yıldız) sistemi Dogonlara göre, evrenin eksenini oluşturmaktadır ve tüm madde ve ruhlar, bu iki yıldızın spiral (helezoni!!!?) hareketleri neticesinde yaratılmaktadır!!!

Ve bekli de en önemlisi, Dogonlar üçüncü bir Siriustan, Sirius C’den bahsetmektedirler ki, modern astronomi bununla ilgili bilgiye ancak 1970’lerde ulaşabilmiştir.

Ve Dogon yerlileri kesinlikle doğru bilgi vermektedirler!!! Yani Sirius C vardır!! Ve Sirius’un sahip olduğu güçler içinde belki de en çok dikkat çekeni, “Bilinç frekanslarını bir realiteden bir realiteye aktarabilmesidir!!?”

(…)Batı Afrika yerli kabilesi olan Dogonların Sirius yıldızı ile ilgili verdiği bu bilgilerin nerede ise aynısını, onlardan binlerce kilometre uzaklıkta yaşayan Hintlilerin destanlarında bulmak da mümkündür. Belli bir isim kullanmamakla beraber Hint destanları, “Büyük beyaz bir yıldızdan” gelen uzay gemisinin Uygur Türklerinin (!!!) yaşadığı bölgeye indiğini söyler. “Büyük Beyaz” veya “Köpek” tanımlamaları, ezoterik-Batıni öğretilerde Sirius için kullanılan en bilinen isimlerdir.

Sirius (yıldız) Batıni-Ezoterik olarak 4 farklı şekilde sembolize edilir:

1. Kurt veya Köpek ile
2. Yay ile
3. Trident veya trisula ile (3 dişli asa)
4. Sayısal sembol olarak 22 sayısı ile.

Bu sembollerin en yoğun olarak kullanıldığı yerlerin başında Orta Asya Türklerinin yaşadıkları bölgeler gelir. (Bu gün Anadolu’da yaşayan Alevi Türklerinin geldikleri yerler!!) Sembolleri “Yay”(2) olan Selçuklular, Oğuz Kağan Destanındanki “Kurt“(1), “Ok” ve “Üç Oklar“(3), Uygur destanındaki “Kurt Baba”, soylarını “Gökten bir ışık ile inen kıza” dayatan Oğuzlar bunlardan bilinen bazı kavimlerdir.

Ve Bakın söz konusu bilgiler, Alevî Hakk Erenler‘inden ve Âşık-ı Sâdık‘larından biri olan Pir Sultan Abdal (bazı kaynaklarda Abdal Musa’ya atfedilir, Ş.K) tarafından Alevilik içine kendi dizeleriyle nasıl taşınmış:

Kim ne bilir bizi nice soydanuz
Ne zerrece oddan, ne de sudanuz
Bize meftun olan marifet söyler
Biz Horasan mülkindeki boydanuz

Yedi derya bizim keşkülümüzde
Hacem umman ise biz de göldeniz
Bizim zahmımıza merhem bulunmaz
Biz kudret Okunda gizli Yaydanuz

Sirus (ki bir yıldız değildir!!!) Kur’anda geçtiği isim ile Şi’ra, Asur-Babil dinlerinde “Ok ve yay” olarak anılırken, Mısır Dendarah Tapınağında gene “Ok ve Yay” ile resmedilir. Şi’ra yani Sirus’un Çince’de adı “Hu-Şi” yani “ok ve yay“dır.

Batıni öğretilerde, günümüzden binlerce yıl önceden başlayarak bu günlere kadar gelen tüm gizli anlatımlarda Şi’ra, yani Sirius, “Tanrıya açılan gizli bir kapıdır” adeta!!!?

Bu gizli kapıyı, kadim uygarlıklar zaman gelmiş;

a. Yayların birleşmesinden oluşan bir spiral olarak (helezoni yapı?!)
b. S biçiminde kıvrılan yılan olarak (Mayalar)
c. Ve Hilal biçimli bir yayın iki ucu arasında yer alan yıldız şeklinde sembolize etmişlerdir (Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına tanıdık geliyor mu acaba?)

Bu gizemli Yaşam Kaynağı ile ilgili verilen kadim bilgiler bu kadarla da kalmaz. Sümerler ona, “Evrenin yargıcı” derken, Kadim Mısırlılar onu “bedenlerini terk eden ruhların gittiği yer” olarak isimlendirirler.

Süleyman Diyaroğlu, Alevilik Batınilik Ezoterizm, Tanrının Gizli Dili, His Yayınları (3.baskı, ss.79-82)

Reklamlar