Sudûr Sistemi

Ammonius Saka Felsefesini, Plotinus‘un Enneads adlı eserinden ve Ammonius Saka‘ya izafe edilen “Sözde Ammonius’çu Eserler”den hareketle ortaya koymaya çalışıldığında felsefesinin bel kemiği, İslam düşüncesinde “Sudûr“, “Feyz” ve “Tecelli” denen, Yunan ve Latin düşüncesinde “Aporrhoia” ve “Emanatio” kavramlarıyla ifade edilen metafizik ve kozmoloji anlayışı oluşturur. Tasarımın üç temel ilkesi vardır: Mutlak Bir, Küllî Akıl, Küllî Nefs.

Mutlak Bir

Ammonius Saka‘nın sudûr sistemi’nin ilk ve en üst ilkesi Mutlak Bir‘dir. Mutlak Bir, Varlığın kaynağı ve sebebi olan Yüce Valık’tır. Her yönden Bir’dir. Mükemmel ve ezelidir. Gerçek varlık, Mutlak Bir‘dir. Eşi ve benzeri yoktur. Varlığı ne zamandadır; ne de mekândadır. Hareketsizdir ve değişmez. O’nun ne olduğunu tam olarak bilemeyeceğimizden O’na şu veya bu nitelikler yükleme imkânımız yoktur. [Plotinus: Enneads, IV,3.17; V, liv1, ch.6.1.7.8, 2.1; VI, 9.1, 9.3, 9.9]

Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman filozofların çoğunluğu, Ammonius ve Plotinus‘un Mutlak Bir‘i ile Tanrı‘yı kast ettikleri konusunda birleşmişlerdir. Bunda Simplicius‘un Ammonius Saka‘nın bazı sözlerini nakletmesi de rol oynamıştır. Simplicus, Ammonius Saka’nın Aristo‘nun Tanrı‘sını etkin ve gayî neden olarak anladığını ve kendi Mutlak Bir‘ini de böyle anlattığını söylemiştir. [Simplicus: Physica Auscultatio, 1361 nff.; Adamson [P.]: The Arabic Plotinus, London, Duckworth, 2002, s. 183-184]

Küllî Akıl

Mutlak Bir‘den ilk taşan varlık Küllî Akıl‘dır [Nous]. Mutlak Bir‘den sonra en mükemmel varlık, Küllî Akıl‘dır. Mutlak Bir‘in misalî’dir [image]. Bölünmez ve parçalanmaz. Mutlak Bir‘i ve kendisini akleder. Kendisini akletmesinden bütün akıllar ve ölümsüz şeyler kendisinden taşar. Mutlak Bir‘i akletmesinden de Küllî Nefs taşar. [Plotinus: Enneads, V, 1.4, 6, 7]

 Küllî Nefs

Küllî Akıl‘dan ve onun aracılığıyla Mutlak Bir‘den çıkan veya taşan üçüncü ilke, Küllî Nefs‘tir. Küllî Akıl‘dan sonra ikinci mükemmel varlık, Küllî Nefs‘tir. Külli Akıl‘ın misalî’dir [image]. Küllî Nefs kendisini düşündüğünde, aklettiğinde, diğer nefsler ortaya çıkar. Bu nefsler, madde ile birleşince, bitki, hayvan, insan gibi canlı türler oluşur. [Plotinus: Enneads, IV, 8.3, 9.1 ve 2; V, 1.3, 2.1, 6.4; VI, 3. 22.]

Ammonius Saka, Mutlak Bir’den bütün manevi varlıkların ve maddi olanların sudûr etmesini, yani taşmasını, kendine has benzetmesiyle Güneş‘e ve ışıklarına benzetir. Mutlak Bir, hem varlıkları oluşturur; hem de Güneş gibi onları manevi olarak aydınlatır. Bu açıdan Ammonius‘un bu görüşü ile Suhreverdî‘nin [1155-1191] İşrak felsefesi arasında büyük benzerlikler vardır.

İşte Ammonius-Plotinus Felsefesi’nin Sudûr anlayışının ve kozmolojisinin özeti budur. Böyle bir sudûr anlayışını olduğu şekliyle Yunan felsefesinde yoktur; bazılarının ilişkisini kurduğu Hind ve Zerdüştlük düşüncelerinde de yoktur. Bize göre sudûr düşüncesinin kaynağı eski Türk Tengri ve Kam [kamlık] anlayışıdır. Bir Sakalı olan Ammonius, Türk soyluların bu anlayışını, çağının felsefesiyle yeniden yorumlayarak felsefesinin temelini oluşturmuştur.

ame

Düalizm ve Ruhun Ölümsüzlüğü

“Ruh” ve “Ruh ve Beden İlişkisi” adlı eserlerinden anlaşılacağı gibi, Ammonius Saka‘ya göre insan, ruh [nefs] ve beden denen ve biri diğerine indirgenemeyen ayrı iki tözden oluşur. Ruh, bedenden [maddeden] tamamen ayrı bir töz‘dür [cevher]; ne maddedir; ne de maddî’dir. Ruh bedenin yaşam ilkesidir. Ruh ölümsüzdür; buna karşı beden ölümlüdür ve bozulur. Ruh akleden, düşünen bir töz olduğu için, insanın benliğini oluşturur. Bütün insan ruhları, aynı Küllî Nefs‘in tözünden oldukları için hepsi aynıdır.

Ruh‘un madde olmadığına dair Ammonius Saka bazı kanıtlar ileri sürmüştür. Bunlardan birisi, ruhun kendisinden hareket gücüne sahip olmasıdır. Rüya da ruhun bedeni terk edip geri gelmesidir. Ona göre, eğer ruh bedene bağlı ve bağımlı olsaydı; bedenin hareketsiz olduğu durumda ruhun da hareketsiz kalması gerekirdi. Kendisinden taştığı evrensel ruh veya nefs gibi insan ruhu da her tarafa hareket edebilir. Beden ruhu sınırlayamaz. Bu açıdan Eflatun‘un aksine Ammonius bedenin ruh için bir hapishane gibi olmadığını düşünür. Diğer bir kanıt da, bedenin cisimsel şeylerle beslendiği halde ruhun onlarla beslenmediği görüşüdür.

Ammonius Saka, ruhun bedenle birleşmesini “sempati” ile açıklar. Yani ruh ve beden arasındaki manevi karşılıklı çekim gücüyle. Birleşmenin fiziksel veya mekânsal olmadığını söyler. Ruhun bedenle birleşmesiyle tabiatında ve özünde bir değişiklik olmaz.

Sadece ölümden sonra değil; ruh henüz bedendeyken insan tefekkür, tezekkür ve teemmül yoluyla Evrensel Akla ve Mutlak Bir‘e ulaşır ve onlarla ittisal edebilir. Bu tasavvuftaki “Fenâ Fi’llah” düşüncesine benzeyen bir şeydir.

Kaynakça: Yunanistan’da Saka Türk’ü Üç Filozof, Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, Akçağ Yayınları.

[Şahin Kaya]

Reklamlar